YABANCI MAHKEME KARARLARININ TÜRKİYE’DE TANINMASI VE TENFiZi

6100 sayılı yasa yürürlüğe girmeden önce özel kişi, tüzel kişi veya kamu kurumları ayrımı olmaksızın herkesin yetki sözleşmesi yapma yetkisi bulunmakta idi.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeler Kanunu yürürlüğe girmesi ile birlikte yetki sözleşmesi yeniden düzenleme altına alınarak sınırlandırma getirilmiştir. Yetki sözleşmesi kanunun 17. Maddesinde yer almakta olup yeni düzenlemeye göre;

‘’Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.’’ Hükmü yer almaktadır. Yer alan madde metninden anlaşılacağı üzere yetki sözleşmesini özel kişilerin yapma yetkisini yeni kanun ortadan kaldırılmıştır.

Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları ise 18.madde de belirtilmiştir. Bu maddeye göre yetki sözleşmesinin yapılamayacağı haller; tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâlleridir. Yani bu iki durumda taraflar yetki sözleşmesi düzenleyemeyecektir. Düzenlenmiş olan yetki sözleşmesi ise geçersiz olacaktır. Ayrıca Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için sözleşmenin yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması gerekmektedir. Bununla birlikte yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttı koşulmuştur.

Karşı taraf borçlu/davalı ödeme emrinin veya dava dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde yetki itirazında bulunması gerekmektedir. Taraflar yetki itirazında bulunurken açıkça yetki itirazında bulunulduğunu ve yetkili mahkemenin neresi olduğunu bildirmesi gerekmektedir. Aksi durumda tarafların sunmuş olduğu yetki itirazı geçerli sayılmamaktadır. Süresi içerisinde yetki itirazında bulunulmadığı takdirde davanın açılmış olduğu mahkeme yetkili olacak ve yargılamaya devam edilecektir. İcra takiplerinde ise icra müdürlükleri yetkili icra müdürlüğü sayılacaktır. Ancak yetkinin kesin olduğu davalarda mahkeme yetkili olup olmadığını kendiliğinden gözetmekte olup taraflarda mahkemenin yetkisizliğini yargılamanın her aşamasında ileri sürebileceklerdir.